Soner Yalçın: “Gölge başbakanı reddediyoruz”


Erdem Güneş – Hürriyet Daily News

Soner Yalçın’ın Levent’teki evine konuk oldum dün  Hürriyet Daily News için bir röportaj yaptık kendisiyle, hem destek verenleri, hem eleştirenleri, hem derin devleti konuştuk…

Tamamını Türkçe olarak burdan okuyabilirsiniz…

Oda TV için iddianamede“Ergenekon örgütünün medya ayağı” deniliyor  ama geniş bir çevrede hükümeti eleştirdiği için yargılandığı algısı var… Nasıl tanımlarsınız Oda TV’yi?

Biz bir üçüncü dünya ülkesi olduğumuz için sorunlarımızı kavramlarla tartışmıyoruz, sorunlarımızı kişiselleştirerek, fikirler üzerinden tartışıyoruz. O zaman da sorunun temeli olarak insanları görüyoruz.

Kişiyi ortadan kaldırmayı seçiyoruz, hapse atmak, işsiz bırakmak, itibarsızlaştırmak. Bunu yaparak halledebileceğimizi düşünüyoruz sorunu. Ergenekon meselesinde kafalar şöyle karıştırıldı önce:

İnsanların siyasi olarak durdukları yerle ilgili bir tartışma yaratıldı.

İnsanlar siyasal olarak çeşitli yerlerde durabilir ama bu bir yargılama konusu değildir. Bir dava hukuk üzerinden yürür, biz hukuka bakarak bir davayı ele alabiliriz.

“Aa o öyle mi onun dünya görüşü de böyle?” Ne ilgisi var? Bu bir hukuk davası, hukuka dayanarak ele almalıyız.

Bu bir hukuk davası ama gazetecilik konusu tartışılıyor.

Haber yapma biçimi, üslubu dava konusu değil, kimse kimseye gazetecilik öğretmesin. Karşımıza o zaman ne çıkıyor? “Bunu nasıl tanımlarsın” diye sorarsan bana, bir “düşman hukukudur bu” derim. Gazetecileri- haber yaptıkları, makale yazdıkları için tutuklanıyor. Bu davaların ek klasörlerinde haberler ve makaleler var. Delilleri bunun üzerine dayalı.

Silah yok bomba yok… Bakın yine söylüyorum, direkt gazeteciliği tartışır bunu siyasal bir platformda yaparız. Gazeteciliği de kendi aramızda tartışırız ama önce hukuku konuşmalıyız burda bir hukuk katkliamı var.

Gazetecilerin “dur orda” demesi lazım, beni üzen rahatsız eden, Soner Yalçın başka bir sebepten  atılmadı hapse, gazeteciliğinden atıldı. İddianame bana yalan haber yaptınız demiyor bu haberi neden yaptın diyor…

Bir gazeteci buna nasıl karşı çıkmaz, nasıl sokağa çıkmaz?

Sitem var sanki birilerine?

Sitemim kişisel olarak yok, meslek adına var… Bu toprakklarda 170 yıllık basın tarihimiz var, nice meslaktaşımız katledilmiş, neden? Haberci oldukları için… Biz bu bayrağı elimizle daha yukarı çıkarmak gerekirken bu pespayelikle bu  bayağılıkla nasıl yere düşürürüz… Mesleki bir kızgınlık var…

Dün sayın Kılıçdaroğlu ziyarete geldi, neler söylediniz ona?

Sizin kürsü dokunulmazlığınız varsa bizim de yazı dokunulmazlığımız olmalı, hiçbir gazeteci kendisini iktidara cemaatlere beğendirmek zorunda değil, dedim.

Bizim meselemiz gerçek, bizi yalnızca gerçekle test edebilirsiniz…

Soner Yalçın’ın 20 yıl önce yazdıklarını mahkemeye konu ediyorsun, çete diyorsun… Burada herkesin sahip çıkması gereken gazeteciliktir bu adam bunu yapmış nasıl sahip çıkmazsın bunu meslektaşlarına nasıl sahip çıkmazsın?

Her şeye rağmen ayakta kalanlar oldu ama…  İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Basın konseyi, ÇGD,  ve bazı meslektaşlarımız ısrarla bizim yanımızda durdu. Kafa karıştırmasın kimse herkesin siyasal dünya görüşleri farklı olabilir haber yapma özgürlüğümüzün mücadelesini veriyoruz.

 

“Liberal sol” cenahtan bir gazeteci, hadi ismini vermeyelim siz tutuklandıktan sonra yazdığı bir makalesinde “ırkçı işadamını gazeteci diye savunmamı beklemeyin” diye yazdı… OdaTV yayınından ötürü de bu tür tepkiler  çok geldi…

Şimdi ne yazık ki, bu ülkenin mahkemesi de böyle gazetecesi de böyle, bir belirsizlik var..

Bir şey söylediğin zaman benimle ilgili ırkçı, Kürt düşmanı vs. Bunun bir belgesini koymak zorundasın.

Ben kapalı bir adam değilim, 12 kitap yazmışım çıkarırsın onlardan birinde bu cümleyi yazmış dersin.

Biri çıkıyor Hrant Dink için,  ya hu Hrant Dink benim arkadaşım kitabını ithaf etmişim.

Nasıl bu kadar büyük bir yalanı söylüyor, ben Musa Anter Gazetecilik Ödülü aldım, onun katillerini 93’ te kimse yazamazken ben yazdım.

Bana bunları diyenler de o zaman gazeteciydi, onlar yazamadılar.

Biz neyin bedellerini ödeyerek yaptık 26 yıldır gazeteciyim bu lafların delili yok…

Ben Kürtletrin kendi kaderini tayin hakkına inanmış ve bunu Hürriyet’te yazmışım bir adamım… Bunun ötesi, var mı? Çıksın biri söylesin bunların hepsi itibarsızlaştırma kampanyasının neferleri.

Ve ben bunların hepsini ahklaksız olarak değerlendiriyorum. Ahlaksızlık birine bilerek haksızlık yapmaktır, budur ahlaksızlık…

Nazlı Ilıcak mesela önce müştekiydi davada sonra bu dava çökmüştür diye yazdı…

Nazlı Ilıcak hem haklı hem haksız. Tabii ki bir gazetecinin ajandasına bir not varsa ve gazeteler tvler bunu söylüyorsa, tabii ki buna tepki gösterebilir bunu anlayışla karşılarım ama o Nazlı Ilıcak’ın şuna da tepki göstermesini isterdim.

Bir gazetecinin çalışma ofisi basılıp notlarını, ajandasının içindeki notları ifşa ediyorlar… Sen nasıl not alıyorsan şu anda ben de böyle notlar aldım.. Ordan cımbızlayıp servis edilirse Nazlı Ilıcak bunun için de suç duyurusunda bulunmalıydı.

Ajanda bir gazetecinin mahremiyetidir hiç kimse orda yazılanlar için dava konusu edilemez.

İmzasıyla yazdıkları için…

Görsel

Aslı Aydıntaşbaş’a “başbakanın ofisine o böceği kimin koyduğunu biliyoruz,  bize tertibi düzenleyenlerle aynı kişiler” dediniz önceki gün Milliyet’te yayınlanan röportajda. Neyi kast ediyorsunuz, biraz açabilir misiniz?

On yıl sonra bir noktaya gelmiş bir iktidar var, bir tertiple karşı karşıya olduğunun son bir yıldır farkında. Ya korkmayacak cesur davranacak, ya da… Bunu yapanları yakalayıp adaletin karşına getirecek ya da görememezlikten gelerek kendisnin ipini çekecek. Bu noktadayız.

Bir başbakan düşünün belki de dünyanın en iyi korunan başbakanlarından biri, bölgesel sebeplerden dolayı. Onun ofisine girip nasıl böcek konulabilir, bu nasıl bir güç olabilir…

Gizlice eve girecekler, telefonları dinleyecekler, kameraları yerleştirecekler, onu kaydetecekeler, montaj yapacaklar, yurt dışına götürecekler, ordan servisle Türkiye’ye sızdıracaklar ve yakalanmayacaklar! Bu nasıl bir güçtür, bunu siyasal iktidar bilmiyor mu?

Bu güç ülkenin tanınmış gazetecisine virsüsü gönderecek, uyduruk word dosyasıyla esire edeceksiniz, siyasal iktidar bunun üzerine gitmezse burada boğulur..

Eğer iktidar bununla mücadele ederse biz onun yanında oluruz.

Bakın hep şunun altını çiziyorum bir siyasi mücadelede farklı görüşler olur, insanlar tartışır… Birbiriyle lgili eleştiri yazıları yazar ama biz gazeteci olarak dün nasıl kontrgerilla ile Sususurluk çetesiyle mücadele ettiysek, devlet içinde örgütlenmiş, yaptığı tertiplerle insanların hayatını karartan çeteye karşı, cemaate karşı mücadele vermek zorundayız.

Bunu Türkiye için yapmak zorundayız, kimseyle kan davamız yok. Böyle bir demokrasi ve devlet olmaz. Gölge devlet, derin devlet budur. Bu ülkenin bir cumhurbaşkanı bir başbakanı vardır, bir de gölge başbakanı olmaz biz bunu reddediyoruz.

Bir hareket, adına ne derseniz deyin… Bir siyasal talebi varsa, gider partisini kurar örgütlenir. Biz de onu kurması için demokrasi adına seviniriz ama illegal yapılarla mücadele ederiz, haberini yaparız kardeşim! Bizi cezaevine atarak dokunulmazlık payesi alamaya çalışıyorlar dokunmaya devam edeceğiz dün daha zor durumdaydık. Bugün interneti var osu var busu var kitle iletişim araçları daha toplumsallaşmuıştır, dün o da yoktu bizi kimse korkutamaz ya da bu mesleği bırakırız.

Ben başka  türü yapmayı bilmiyorum bu mesleği kimse benden kurnazlık beklemesin.

Sırada ne var?

Nerde kaldıysak sırada o var. Üstelik şöyle bir hata yaptılar. Benim yakın çevrem de bilir benim mabedim burası, (kütüphaneyi, çalışma odasını göstererek) ben çalışan araştıran bir insanım. Bundan da keyif alan.

Kuşkusuz siaysi görüşüm var ama insanlar beni gazeteciliğimle tanır.  Türkiye olarak buna mahkum değiliz ülkemize yazık oluyor. Bunu kabul edemeyiz.

Bu sağcılık solculuk meslesi değil. 170 yılda bahsediyorum kazanımları koruyacağız.

Türkiye’de kimse seçilmiş siyasal iktidarı darbeyle deviremez biz onun karşısında dururuz, biz onu koruruz, kol kanat gereriz ama kimse inançlarından dolayı Allah’ına şöyle yakaracaksın, böyle yakaracaksın o sırada bunu böyle giyineceksin de diyemez. Onun da karşısında oluruz.

Bir derin devlet araştırması olacak da biz ona yardım etmeyeceğiz. Hadi canım! Keşke olsa. Ömrümüzü vakfetmişiz biz buna. Ama kaçak dövüşüyorlar.

Demokrasiymiş, derin yapılarla mücadeleymiş… Nerde? Hiç görmedik… Buyrun biz de sizin yanınızda duralım, şeffalaştırın şu devleti kör bir testereyle insanları hala biçiyorsunuz.

Köprü yaparak, yol yaparak tarihe geçilmez, aydın kıyımı yaparsan tarihe öyle geçersin.

O tarihin yüce mahkemesi seni asıl mahekeyeme koyar… Şu kadar yol yaptı diye bir  sadrazamı, padişahı, başabakanı tarih yazmıyor. Ama insanları düşüncelerinden yazdıklarından dolayı yargılayanları tarih yazıyor. Onların isimlerini biliyoruz. Kitapları yakanları…

Basılmamış kitabı toplatarak tarihe öyle geçersiniz..

Geçmek istiyorsa tarihe, buyursun bu devleti şeffaflaştırsın, açsın bu devleti zehirli ahtapot gibi her yanı sarmış Cemaati.

Bunları yazar mısınız bilemiyorum…

Ya Türkiye ya Cemaat kazanacak geldiğimiz nokta burası…

fotoğraflar Hürriyet Daily News fotomuhabiri Emrah Gürel’e aittir. eg.

Advertisements

One response to “Soner Yalçın: “Gölge başbakanı reddediyoruz”

  1. I used to be suggested this blog by way of my cousin. I’m not positive whether or not this publish is written by way of him as
    nobody else know such exact about my problem.
    You’re amazing! Thanks!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s