Yunanistan’a neler oluyor?

// 16 Mayıs 2011 

Yaklaşık bir ay önce Atina’da şehir merkezinden uzakta oturan arkadaşımın evinde kalıyordum, marketten peynir ve birkaç bakkaliye daha almak için dışarı çıktık ancak Paskalya’dan ötürü tüm dükkanlar kapalıydı, az ileride birisini beklemekte olan genç bir kadına ‘yakında peynir bulabileceğimiz açık market var mı?” diye sorduk. “Hayır sanmıyorum” yanıtını alınca eve doğru yola devam ettik, biraz sonra bir korna sesi duyuldu ve aynı kadının arabanın içinden bize seslendiğini gördük: “Biz pikniğe çıkıyoruz, peynirimizin yarısını size verebiliriz” dedi.

Yunanistan’da gündelik hayat bu tür küçük jestlerle doludur. İnsanlar gülümser, gerçekten merak ettikleri için ‘nasılsın?” diye sorarlar.

Ancak Yunanistan’da yaşayan pek çok kişi bu toplumsal uzlaşmışlık halinin, yabancıya olan güvenin giderek azaldığına inanıyor. Artık daha gergin ve daha az güvende olduklarını hissediyor Yunanlar ve Yunanistan’da yaşayan ‘diğerleri’.

Son birkaç yıldır Yunanistan adeta ekonomik krizin getirdiği cinneti yaşıyor. 327 milyar euroluk borç batağındaki ülkede günlerce süren grevler, bitmek bilmeyen eylemler, artan işsizlik toplumsal bir trajediye dönüştü.  Hükümet bizde 90’lı yıllarda Tansu Çiller’in dilinden düşmeyen “kemer sıkma” politikası ile halkı avutmaya çalışırken, 2015 yılına kadar yapacağı özelleştirmeler ile 33 milyar euro elde etmeyi amaçlıyor. Papandreu Karamanlis’ten devraldığı borç batağının hesabını Dünya Bankası ve IMF ile çözmeye çalışıyor. (Ne ortaklık ama) Hem de korkunç reçetelerle!  Resmi rakamlar ülkede işsizliğin 1 milyona ulaştığını söylüyor (toplam nüfus 11,3 milyon) Sol tandanslı Avgi gazetesinin editörü, Nikos Filis şöyle diyor. “Yunanlar geleceğe umutla bakardı, şimdi korkudan başkasını göremiyorlar”  (13 Mayıs, The Guardian).  Atina Ulusal Teknik Üniversitesi’nden ekonomi profesörü Yannis Caloghirou ise “aşırı sağcılar, ülkeyi bir yönetilemezlik durumuna çekmek için ellerini avuşturuyorlar, kurumlara olan inanç azaldı, AB ise strateji eksikliği ile durumu kötüleştiriyor.” diyor.  Öte yandan çözülemeyen göç problemi ülkeyi göçmenler için de cehenneme çevirmiş durumda. Ülke nüfusunun %10’u çoğunluğu Afrika’dan ve Uzak Doğu’danve Pakistan’dan gelen göçmenlerden oluşuyor…

Nefret Suçları Artıyor

3 yıl öncesine kadar Avrupa’nın en düşük suç oranına sahip en huzurlu metropollerinden biri olarak gösterilen  Atina’da 11 Mayıs günü hamile eşini hastaneye götürmeye çalışan 44 yaşındaki bir Yunan bıçaklanarak öldürüldü, saldırının bir göçmen tarafından yapıldığı iddiası üzerine sayıları 100’ü aşkın Neo-Nazi’ler ve farklı aşırı milliyetçi gruplar göçmenlerin yoğunlukla yaşadığı Patission adlı bölgede saldırılara başladı. “Defolun yabancılar!” diye bağıran grup göçmenlere ait dükkanlara saldırmakla yetinmedi. Bir Bangladeşli öldürülürken pek çok Asyalı göçmen yaralandı.

Christos Papoutsis, içişleri bakanı, nefret suçlarında artışın çok büyük bir risk taşıdığını söyledi ancak Yunan polisi henüz işlenen bu cinayetten dolayı kimseyi gözaltına almadı.  (13 Mayıs, NYT) Evet Syntagma Meydanı’nda, Akademia Caddesinde, Omonia’da ellerinde silahları ile gücün temsilini sağlayan, ellerine geçen her fırsatta öğrenci ve emekçilerin eylemlerini şiddetle bastıran polisler 100 kişilik bir saldırı grubundan bir kişiyi bile gözaltına alamamayı başardı. Yunan polisinin toplumsal olaylara şiddet dolu müdahalelerinden bir örneği 12 Mayıs’a ait şu görüntülerde izleyebilirsiniz:

http://www.youtube.com/watch?v=celyhv_P79Y&feature=player_embedded#at=15

Yunanistan Avrupa’nın ‘geri kalan dünya’ya yani Batı’nın karşısında Doğu’ya Kuzey’in karşısında Güney’e olan sınır kapısı, bu nedenle dışarıdan gelenlerin de ilk durağı.  Bu durağa ulaşana kadar eğer gemileri batmamışsa ve sağ kalmayı başarmışlarsa, Yunan polisi tarafından zorunlu ikametgahlarına yani bir nevi hapishanelerine götürülüyorlar. Pek çoğu buradan kaçıyor ve şehirlere dağılıyorlar. Özellikle Atina’da bazı bölgeler ‘kurtarılmış’ olarak görülüyor ve polisler dahi buraya müdahale edemiyor. Uyuşturucu kaçakçılığı gibi işler yapmak zorunda kalan göçmenler yerel halk tarafından da dışlanıyor ve kendi gettolarını yaratıyorlar.

Yunan kamuoyu da Bangladeşli göçmenin öldürülmesinden sonra bu sorunu daha fazla tartışmaya başladı, göçmenlerin topluma entegrasyonunu savunanlardan göçmenleri ülkeden tamamen ‘kazımayı ‘ teklif edenlere kadar geniş bir tartışma yelpazesi var.

http://tripioevro.blogspot.com/ adresinde  yazan bir Yunan blogger’ın şu sözleriyle burada bu konuya bir virgül koyup şimdilik bırakıyorum… Umarım Yunanistan hakkında daha olumlu şeyler yazarım yakında.

*Yunanistan gezegenin bir parçasıdır ve gezegen tüm sakinlerine aittir.” *

“Η Ελλάδα είναι κομμάτι του πλανήτη μας κι ο πλανήτης ανήκει σε όλους τους κατοίκους του…”


Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s