Kopenhag’tan Geriye ‘Rüzgarı’ Kaldı

Erdem GÜNEŞ

2008 yılı ortasında küresel finans sisteminin içine girdiği kriz, insan, hayvan ve doğa üzerindeki sömürünün, tükenen kaynaklar üzerindeki egemenlik arayışına zor gücüyle sahip olma yarışının ‘kaçınılmaz olarak’ devam etmesi için önemli bir ‘fırsat’ oldu. Sanayileşmiş kapitalist ülkelerin yöneticileri doğa üzerindeki ilkel tahribat yarışının kaçınılmazlığını savunarak ve bu müthiş adaletsizliği türlü politik yalanlarla meşrulaştırarak yollarına devam etti. Çevreci hareketin bugüne kadarki  en önemli imtihanı kuşkusuz bu kriz mevsiminin denk geldiği Kopenhag İklim Zirvesi’ydi. Hareketin küresel çapta güçlü ve kökten bir mesaj verdiği zirve sonucunda dünyanın önüne konulan 2,5 sayfalık niyet mutabakatı, yaratılmaya çalışılan baskının yetersiz olduğunu göz önüne serdi. Kısacası iklim değişikliğinin önüne geçmeye değil küresel sermaye çıkar gruplarının karlarının maksimize etmeye devam kararı çıkmıştı. Ancak zirve sırasında ve sonrasında yaşananlar asıl mücadelenin daha yeni başladığını gösteriyor.

Çevreci hareketin temel dinamikleri kalkınmacılık yerine sürdürülebilirlik, ulusal yerine küresel mücadele, şiddetin meşruiyeti yerine kökten reddi, merkeziyetçilik yerine  yerellik üzerine kurulu. Somut olarak önerdiği şeyler ise çok açık, iklim değişikliğinin önüne geçmenin tek yolu: ‘dünyayı karbon salınımlarından kurtarmaktır.’ Bunun için ise kısa vadede karbon salınımlarını sınırlandırmak ve uzun vadede sıfıra indirmek tek seçenek. Yani yalnızca fabrika bacasından, egzostan çıkan değil onun asıl kaynağı olan fosil yakıtların ortaya çıkardığı karbondioksitten kurtulmak gerekiyor. Bunun için de kolay bulunur, kömür petrol gibi yeraltı kaynakları yerine, yenilenebilir, güneş, rüzgar ve su enerjisinin kullanılması gerekiyor. ‘Temiz enerji’ adı altında piyasalaştırılmaya çalışılan biyoyakıtlar ise kaçak dövüşmenin diğer adı… Elbette sanayileşmiş ülkeler bu temiz enerji önerilerine hiç de sıcak bakmıyor. Kopenhag’ta yaşanan ‘savaş’ın tarafları da bu bağlamda saf tutuyordu. Artık çevreci hareketin batı merkezliliğinden uzaklaştığının kanıtıdır,  sanayileşmiş kuzeyli-batılı ülkelerin karşısında artık fakir güney-doğu ülkeleri dikiliyor. Friends of the Earth’ün Nijeryalı başkanı Nnimmo Bassey, Bolivya’nın yerli devlet başkanı Evo Morales, Nobel ödüllü Kenyalı aktivist Wanghari Mathai, Maldivler başbakanı Mohammed Nasheed, Greenpeace International’ın başkanı Güney Afrikalı Kumi Naiddo gibi isimler Avrupa merkezli ekolojist hareketin artık sembolik de olsa güney ülkelerine kaydığını gösteriyor.

Peki ya Avrupa bir tarafında ABD, Rusya, Çin gibi dünyanın en fazla sanayileşmiş ülkelerinin olduğu diğer tarafında ise sular altında kalmakta olan Maldivler, kuraklık yüzünden içsavaşın eşiğine gelmiş Afrika ve Güney Amerika ülkelerinin bulunduğu bu iklim savaşında hangi tarafta yer alıyor?

AB rüzgarın kıymetini anladı

AB iki tarafın ortasında yer almayı tercih ediyor. Üyelere “2020 yılında enerji ihtiyacının en az yüzde 20 oranında yenilenebilir kaynaklardan karşılanması” hedefini şart koydu ve üyelerini bunu gerçekleştirme konusundaki planlarını hazırlama ve sunmaya davet etti. Yani AB ‘karbon salınımlarının tamamen ortadan kaldırmamız şu aşamada mümkün değil ancak durumda iyileştirmeye gidiyoruz’ mesajı veriyor. ABD ve Çin’in ellerini cebine atmadığı bu küresel ortamda ‘elimden gelen budur’ mesajı veriliyor.

Bu doğrultuda üye ülkeler AB Enerji Komisyonu’na projelerini sunmaya başladı bile. 27 üye içinde yüzde 20’lik hedefi aşabileceğini belirtenler, İngiltere, İspanya, Fransa, İsveç, Portekiz ve Estonya oldu. Güneş enerjisi alanında da dünyanın lideri olan Avrupa ekonomisinin motoru Almanya, 2020’de yenilenebilir enerji kullanımını yüzde 18 olarak öngördü. Çek Cumhuriyeti, Hollanda ve Belçika ise bu oranın da gerisinde kalacaklarını açıkladı. Fransa artık AB’yle ilgili neredeyse her konunun içine sokuşturduğu “Akdeniz Birliği Projesi”ni enerji konusundan da gündeme getirerek bu kapsamda bir işbirliği olması gerektiğini savundu.

Projelere bakıldığında ilk göze çarpan nokta AB üyesi ülkelerden denize kıyısı olanların deniz üzerine kurulacak olan rüzgar tarlaları projelerine gösterdiği ilgi…  Avrupa Rüzgâr Enerjisi Birliği (EWEA) yaptığı açıklamada 2009 yılında bu sektörde %58 gibi rekor bir yatırım artışı olduğunu belirtti. Avrupalı liderlerin bu kapsamda açıkladığı projelerin sonuncusu ise Britanya Başbakanı Gordon Brown’dan geldi. Brown, tarihin en büyük rüzgâr enerjisi proje ihalesinin sonuçlandığını duyurdu. Kıta Avrupası, Britanya Adası ve İskandinav Yarımadası arasında kalan Kuzey Denizi’nin kıyısındaki 9 ayrı bölgede 8 bin 600 kilometrekarelik alana yayılacak olan 6 bin 400 rüzgâr tribünün inşa edileceği proje, Kuzey Denizi’nin “Desertec Projesi” olarak lanse ediliyor. 2020 yılına dek tamamlanması öngörülen projeyle ülkenin mevcut rüzgâr enerjisi gücüne 32 GW’lık ilave sağlanması öngörülüyor. Brown yaptığı açıklamada bu projeyle 70 bin kişilik istihdam yaratılacağını ve karbon salımının 40 milyon ton azalacağını söyledi.

İspanya’da ise bir rüzgar enerjisi rekoru kırıldı! Red Electrica de Espana (REE), 14 Ocak günü yerel saat 01.33’te İspanya’da bir rekor kırıldığını duyurdu. Tam o anda İspanya’nın tüm enerji ihtiyacının yüzde 42’si rüzgâr enerjisi ile karşılanmıştı. İspanya’da rüzgâr enerjisi toplam enerjinin yüzde 13’ünü karşılarken kömürden elde edilen enerjinin oranı yüzde 11.

Avrupa’da dokuz ayrı ülkenin sularında 828 türbinden oluşan 38 ayrı denizüstü rüzgâr tarlası bulunuyor. İngiltere yüzde 44 ve Danimarka yüzde 30 ile bu pazarın lideri konumundalar.

eşzamanlı olarak Avrupa Toplulukları Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından basılan dergide ve http://www.ataum.ankara.edu.tr/ebulten/ adresinde yayımlanmaktadır.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s