Omelas’ı Bırakıp Gitmeyenler

 

Ursula K Le Guin’in kısacık bir hikâyesi var. Sadece anlatması gereken kadarını anlatan beş sayfalık bir şey, adı Omelas’ı Bırakıp Gidenler, artık basımı olmayan Gülün Günlüğü’nde. Diyor ki Ursula teyzem, bir kent hayal edin öyle bir kent olsun ki bu, biri hariç tüm sakinleri mutluluk içinde yaşasın. Her günleri bir öncekinden huzurlu geçsin… Ama tüm bu saadetin de bir bedeli olsun, o bedel de “hariç biri”nin, ufacık bir çocuğun, izbe bir bodrum dairesinde tutuklu kalması ve kentin her sakininin bir gün o çocuğa işkence etme zorunluluğu bulunması olsun. Görmezden gelinen o zavallıya işkence edip mutlu hayatınıza devam edebilir misiniz yoksa tüm saadetinizden vazgeçip o mutluluk kentini, Omelas’ı, terk mi edersiniz? Sorusu bu hikâyenin. Le Guin Omelas’ı bırakıp gidenler için şöyle diyor hikâyenin sonunda: “nereye gittiklerini biliyor gibiler Omelas’ı Bırakıp Gidenler…” ama bize söylemiyor nereye gittiklerini. Le Guin’in diğer romanlarında bizi götürdüğü yerlerden birine gidiyor gibiler sanki. Yani hayal gücüne yani olmayan ülkeye… Ama gözlerini kapatınca bu rezil dünya bu Omelas yok olmuyor, Arz’ın zulmünden kaçamıyoruz hiçbirimiz.

 

Peki, neden Omelas’ı bırakıp gidiyorlar? Neden o çocuğu kurtarmayı denemezler gitmeyi seçenler?

 

Çünkü güçleri yetmez.

 

Çünkü ‘bir’inin

dövülmesi,

aç bırakılması,

kendi dışkısı içinde uyumak zorunda bırakılması,

aşağılanması,

yok sayılması,

ölüme terk edilmesini engellemek için koca bir kentin mutluluğundan vazgeçilmesini kabul etmez Omelas’ın ‘bölünmez bütünlüğünü’  koruyanlar.

 

Hayatımızın vazgeçmek üzerine kurulu olduğuna inanıyorum. Neler için nelerden vazgeçebileceğimizle ilgili tüm bu adalet, eşitlik, özgürlük teraneleri… Siz ‘Sahibi’ olduklarınızın ne kadarından vazgeçersiniz?

 

Sadece ‘gerçek adaleti’ sağlayabilmek için verimi, üretimi düşüreceğini bile bile herkesi eşit şartlarda çalıştırabilir misiniz? Büyük kentlerden, devasa köprülerden, teknolojiden vazgeçebilir misiniz? Kapitalizmin ürettiği ilişki biçimlerini istemiyorsunuz, kapitalizmin sağladıklarından vazgeçebilir misiniz? Sefalet içinde ama adil yaşamayı mı yoksa refah içinde ‘daha eşit’ yaşayan bazılarından olmayı mı tercih edersiniz?

 

Omelas’a geri dönüp o çocuğu kurtarmayı mı seçersiniz, Omelas’ı bırakıp gider misiniz, nereye gittiğinizi bilir gibi…

 

‘Sahibi’ olduklarınızın ne kadarından vazgeçersiniz? Ben Omelas’tan gidemeyeceğimi biliyorum, benim kurtuluşum o çocuğu kurtarmaktan geçiyor, bunu biliyorum. Onlar zaten gitmemi istiyorlar, Omelas’lardan gitmemeyi istiyorum çünkü Omelas benim ülkem, gitmesi gerekenler işkenceciler, biz değiliz…

 

 

 

Ursula K Le Guin’in hikâyesinin Türkçe çevirisi ve orjinali şu adreste bulunmakta:

 

http://erdemgunes.blogspot.com/2008/08/omelas-brakp-gidenler.html

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s