Avrupa Efsanesi ve Türkiye

 

Avrupa kelimesinin kökenini hiç düşünmüş müydünüz? Efsaneye göre Tanrıların tanrısı Zeus bugünkü Lübnan topraklarında yaşamış olan Finikelilerin prensesi Europa’ya âşık oluyor. Onu Girit adasına kaçırıyor ancak Europa o kadar güzel bir genç kadın ki Güneş ardı sıra onu takip ediyor. Derler ki o gün bugündür Lübnan’da Güneş’in batışını izleyenlerin gözleri aslında kayıp Prensesleri Europa’yı ararmış… Öyle ki Arapça ve İbranicedeki “gün batımı” anlamına gelen “ereb” ile Avrupa kelimelerinin kökeni Prenses Europa’ya dayanırmış. Efsane bu ya Avrupalıların buna pek tamah edeceklerini zannetmiyorum. Kafalarındaki Avrupalı kimliğini iyiden iyiye karıştıracaktır çünkü… Evet, Avrupa’nın o ‘büyük soru’su hala bir yanıt bulmadı: Avrupa’nın sınırları nerede bitiyor?

Avrupa Birliği’nin Genişlemeden Sorumlu Komisyon Başkanı Olli Rehn 4 Şubat’ta yaptığı açıklamada Avrupa genişlemesi ile ilgili sürpriz bir açıklama yaptı. Rehn, Hırvatistan’la 2009 sonuna kadar müzakerelerinin sonuçlandırılabileceğini, Hırvatistan’la birlikte İzlanda’nın da 2011’de üye olabileceğini belirtti. Asıl sürpriz ise 2009 yılında Arnavutluk, Bosna Hersek, Makedonya ve Karadağ’ın adaylık sürecinin değerlendirilecek olması. Komisyondaki diğer yetkililer ise bu ülkelerin tam adaylığının 2014’te gerçekleşebileceğini söylüyor. Evet, aynı komisyon ve aynı AB! Türkiye’nin adaylık süreci ile ilgili bir tarih vermekten ödü kopan, bin dereden su getiren!

Daha önce 2009’un Türkiye-AB ilişkileri açısından çok olumlu olacağına inandıklarını söylemiş olan Komisyon yetkililerinin görüşü ise 3 ay içinde oldukça değişmiş. Bu sürprizlerden sonra Türkiye’nin durumunu soran gazetecilerin aldığı yanıt bunu gösteriyor: “Türkiye için gerilimli bir yıl olacak.” Görünen o ki 2008 Aralık ayında olumlu olan bakışları 3 ay içerisinde gerilimle dolmuş! Nedenleri ise tahmin edilebilir: Kıbrıs sorunu, ek protokol ve reform sürecindeki yavaşlık.

2009 Türkiye’ye ne getirecek bekleyip göreceğiz ancak 2009’un AB için bu kadar anlamlı olmasının elbette nedenleri var. Doğu Avrupa ülkeleri AB’ye tam üye olalı 5, Berlin Duvarı yıkılalı 20, Türkiye AB’ye adaylık başvurusu yapalı tam 50 yıl oldu.

Türkiye’nin 50. yılında aldığı rapor ise Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu’nda kabul edildi bile. 4 “hayır” 1 “çekimser” oya karşın 65 oy ile geçen raporda öncelikle reform sürecindeki yavaşlama ve Türkiye’nin limanlarını Rum bandıralı gemi ve uçaklara açmaması eleştiriliyor. Ankara’dan Aralık 2009’a kadar yükümlülüklerini yerine getirmesi ve Türkiye’nin çözüm sürecine destek vermek amacıyla, adadan asker çekmesi isteniyor. Bugünlerde samimiyeti epeyce tartışılan TRT – 6’nın övüldüğü raporda Ergenekon davasının titizlikle takip edildiği ve mahkûmların sağlığından endişe edildiği vurgulanıyor. Raporu kaleme alan Hollandalı Hıristiyan Demokrat üye Ria Oomen-Ruijten bu raporun “adil” olduğunu ve Türkiye’nin bu raporu aynası olarak görmesi gerektiğini söylüyor.

Oomen-Rujiten bu çok standartlı politikalarına rağmen AB’nin kendisine bir ayna tutmanın zorunlu olduğunu hiç düşünmüyor mu acaba? Ya da şöyle soralım, AB kendisine ayna tutabilecek kadar güçlü mü?

Erdem Güneş / Ankara

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s