AB yolunda ‘kibirli’ salvolar

Türkiye’nin Avrupa Birliği yolunda ‘yıllık karnesi’ mahiyetindeki İlerleme Raporu 5 Kasım’da açıklanacak. Son bir yılda kaydedilen gelişmelerin değerlendirileceği rapora ülke gündemini derinden sarsan iki büyük davanın da girmesi raporun ‘sızdırılmayan’ kısmına olan merakı da arttırdı. Ergenekon ve Deniz Feneri Davaları AB yolundaki kaplumbağa adımlarını zaten yavaşlatmıştı fakat bunun somut iki örneği geride bıraktığımız ay devletin zirvesinden geldi. Çarpıcı mesajların ilki hükümetten ikincisiyse Türk Silahlı Kuvvetleri’ndendi.

‘Yük olmayacağız, yük alacağız’

Ana muhalefet partisi CHP ve medyanın yoğun bir baskıyla gündemde tuttuğu yolsuzluk iddiaları hükümete sıkıntılı günler yaşatırken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Avrupa Birliği’nin 50. Kuruluş yıldönümü olan 18 Eylül akşamı AB üyesi ülkelerin büyükelçilerine verdiği yemekte AB’ye yönelik eleştirilerde bulundu. ‘Yük olmaya değil, yük almaya geliyoruz,’ diyen Erdoğan, Türkiye-AB ilişkilerinin geçmişini, bugününü ve geleceğini değerlendirdiği açıklamalarında şu sözleri kaydetti: “AB, güvenlik, enerji, genişleme, yaşlanan nüfus ve işgücü gibi ciddi sorunlara çözüm arayışı içindedir. AB’nin tüm bu ve benzeri sorunlarla başedebilmesinde aslında Türkiye kilit rol konumundadır.” Üyelik müzakerelerinin başladığı 3 Ekim 2005 tarihinin kendi hükümetinin ‘başarısı’ olduğunu ve 3 yıldır da bu başarıyı sürdürdüklerini ifade eden Erdoğan, “AB’nin Türkiye’den kazanacak çok şeyinin olduğunu” da ekledi. “Bugüne kadar, AB’ye üyelikten Türkiye’nin ne kazanacağı konuşuluyordu. AB ile ilişkilerimizde yakın zamana kadar Türkiye, bu işten kazançlı çıkacak tek taraf olarak algılanıyordu. Oysa bugün, roller artık dengeye oturmaya başlamıştır,” diyen Erdoğan, enerji, güvenlik, istikrar gibi konularda AB’nin Türkiye’ye olan ihtiyacını şu sözlerle açıkladı: “Enerji konusu mu, cevap Türkiye. Genç nüfus mu, cevap Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusu. İşgücü mü, cevap yine Türkiye’nin genç, dinamik, tecrübeli, birikimli işgücü. Güvenlik mi, istikrar mı, güçlü bir ekonomik yapı mı, güçlü bir siyasi yapı mı, çoğulcu bir karaktere kavuşmak mı, cevap yine Türkiye’dir. Bunu niye söylüyorum. Çünkü onlar çıkabildikleri en üst noktaya çıktılar. Şimdi orada nasıl durabileceklerinin cevabını arama gayreti içerisindeler. Ama biz tırmanıyoruz, güvenle, heyecanla, istikrarlı şekilde tırmanıyoruz. Bizim önümüz açık. Yeter ki biz enerjimizi içeride kaybetmeyelim.’”

Türkiye’nin önünü kesmek isteyen Avrupalıların da olduğunu söyleyen Erdoğan bunların farkında olduklarını ve gelişmeleri doğru okuduklarını söyledi ve ‘Hiç endişemiz yok, sizin de endişeniz olmasın, rahat olun,’ mesajı verdi.

‘AB nihai hedefimiz değil’

Öte yandan bu açıklamadan bir gün sonra bir AB eleştirisi de askeri cenahtan geldi. Genelkurmay’da ‘akredite’ medyanın Ankara temsilcileri ve haber müdürleriyle yemekli bir toplantıda bir araya gelen yeni Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, TSK’nın AB’yi nihai bir amaç olarak görmekten ziyade Atatürk’ün hedef gösterdiği muasır medeniyet seviyesine ulaşma yolunda bir araç olarak gördüğünü açıkladı. Ancak İlker Başbuğ AB’nin Türkiye’den, “ulus devlet ve üniter devlet yapısını zayıflatabilecek isteklerde bulunulması” halinde TSK’nın ‘üyelik işi’ içinde olmayacağını da ekledi. Bunu “TSK, AB standartlarını istemiyor” şeklinde yorumlamanın yanlış olacağını söyleyen Başbuğ, aynı hassasiyetlerin pek çok Avrupa ülkesinde de olduğunu söyledi.”

Erdem Güneş \ Ankara

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s